Connect with us

Teknoloji

Yapay Zeka Nasıl Çalışır? Temel Mantığı Nedir?

Yayınlanma:

on

Merhaba. Geçen yazıda da bahsettiğim gibi yapay zeka aslında bize anlatıldığı gibi insan beynine benzer zeka pırıltıları taşımaz ( derin öğrenmeyi daha sonra detaylı anlatacağım bir yazı yazacağım. Burada anlattıklarım popüler kültürde pazarlanmaya çalışan sözüm ona yapay zekalardır ) Aslında temelde çok basit kurallar çerçevesinde girilen verilerden bir takım sonuçlar çıkaran algoritmalardır. aslında bunların en ilkelleri her gün defalarca kullanırız ama yapay zeka demeyiz. En basit örneği hesap makinesidir. Biz bir takım rakamlara tuşlarız ve bir algoritma tuşuna basıp sonucu bize ekranda göstermesini bekleriz. Alın size yapay zeka 😀

Yapay zeka aslında algoritmalardan başka bir şey değildir ama veriler ve sonuçlar sürekli değişse de algoritma sabittir. Yani bir yapay zekanın yeteneğini algoritmaları belirler. Zihninizde canlanması için kabaca hesap makinesinin algoritmalarını (kısmi algoritma) görselleştirecek olursak karşımıza şöyle bir tablo çıkar.

 

Veriler Formüller sonuç Burada amaç algoritma yazmaktan çok mantığı kavramak oldu için x ve y pozitif tam sayı olarak düşünülmüştür, fantezi yapmak isteyenler tabloyu uzatabilir 😀
Girdiler Algoritma Çıktı
toplama x+y x+x , x+y y+y 2x,x+y,2y
çıkarma x-y x-x, x-y, y-y 0, x>y⇒ x-y, x<y⇒-x-y, 0

 

Şimdi günümüzde kullanılan yapay zekaların tamamına yakını bu sistemle çalışıyor desem belki aranızda hadi canım diyenleriniz çıkabilir ama ilerde çoğumuzun aklına yapay zeka denildiğinde gelen Apple Siri, Microsoft Cortana, Google Asistan gibi kişisel asistanların çalışma mantığı anlattığım yazımı okuduğunda bana hak verecektir. Temelde çalışma mantıkları tamamen aynı lakin arada kullandıkları algoritmalar çok daha yetenekli. Ayrıca yeri gelmişken ufak bir uyarıda bulunayım. Bu kişisel asistanların hiçbir gerçek yapay zeka kullanmıyor ve onların bahsettiği yapay zeka pazarlaması havalı olan yukarıdaki basit yapay zekadan başka bir şey değil.

Geçmişte bunlara YZ denilmemesinin sebebi girdileri ve sonuçları tasarımcının belirlemesiydi belki ama günümüzdeki örneklerinde girdiyi kullanıcı belirliyor ama sonuç yine tasarımcının zamanı, parası ve yetenekleri ile sınırlanıyor.

Uzun lafın kısası tıpkı insan beyni gibi çoğumuzun kullanmaya çalıştığı günümüz yapay zekaları verileri bir algoritmada işleyerek sonuç veriyor ve böyle çalışıyor. GYZ için azcık sabredin. Kendinize iyi bakın, Saygılarımla.

 

 

Okumaya Devam Edin
Yorumlar

Basın Bülteni

Lothar Determann : Sürücüsüz araçlar 2030’da yollarda

Yayınlanma:

on

Slikon Vadisi danışmanı Prof. Dr. Lothar Determann BİLGİ’nin konuğu oldu:

Sürücüsüz araçlar 2030’da yollarda olacak

1998’den bu yana Silikon Vadisi’ndeki şirketlere danışmanlık veren Prof. Dr. Lothar Determann, BİLGİ’de düzenlenen “Veri Mahremiyeti, Güvenlik ve Verinin Metalaştırılması – Küresel Eğilimler” etkinliğinde veri paylaşımının önemine dikkat çekti. Determann, güncellenebilir ve kişiselleştirilebilir araçların en geç 2030’da yola çıkacağını belirtti

İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü, “Veri Mahremiyeti, Güvenlik ve Verinin Metalaştırılması – Küresel Eğilimler” başlıklı etkinlikte Silikon Vadisi’ndeki şirketlere danışmanlık veren Prof. Dr. Lothar Determann’ı ağırladı. Prof. Dr. Determann etkinlikte, araçların da bilgisayarlar gibi program yüklenebilen ve kişiselleştirilebilen açık kaynaklı bir yapıya büründüğüne dikkat çekti. Araçların içinde yüzlerce bilgisayar programı olduğunu belirten Prof. Dr. Determann, “Araçlar artık tekerlekli bilgisayar olarak nitelendirilebilir. Birçok program harmoni içinde çalışıyor ve kullanıcı tarafından müdahale edilemiyor. Telefon bağlayıp müzik dinlemek dışında kişiselleştirilemiyor. Açık kaynaklar sayesinde kişiselleştirebileceğimiz ve güncelleyebileceğimiz yeni araçlar, en geç 2030’da yollarda olacak” dedi.

Veri paylaşılmazsa sürücüsüz (otonom) araçlar gelişmez

Prof. Dr. Determann, tercih ve davranışların da değişeceğine değindi; “Kullanıcılar artık beygir gücü gibi eski usul değerlerle uğraşmayacak. Çünkü sürücüsüz (otonom) araçlar hız limitlerine göre, trafik kurallarına uyarak hareket edecek. Dahası, kimse araç kullanmak zorunda kalmayacak.” Araçların çok sayıda veriyi işleyip paylaşacağına da vurgu yapan Prof. Dr. Determann, yol, hava, tüketim gibi sürücüleri ilgilendiren verilerin yanı sıra araç üreticileri ve hatta hükümeti ilgilendiren verilerin de söz konusu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Determann, “Sürücüsüz (otonom) araçlardan toplanan veriler devletler tarafından akıllı şehirler kurma amacıyla kullanılırsa ortaya muazzam bir tablo çıkar. Verilerimizin paylaşılmasına dair siber güvenlik korkusunun önüne geçilmesi için değişmesi gereken teknoloji değil, şirketler ve hükümetlerdir. Gerekli güven ortamının sağlanması gerekir” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) başta olmak üzere Avrupa Birliği’nin getirdiği yasa ve regülasyonlarının veri paylaşımı konusundaki kısıtlayıcı yaklaşımının, kişisel verilerin korunması ve gizlilik haklarına eskiye kıyasla kayda değer bir katkısının olmadığını düşündüğünü iletti. Prof. Dr. Determann, veri paylaşımını kısıtlayıcı yaklaşımları eleştirirken aynı zamanda sınırın da bilinmesi gerektiğini vurguladı. Kaynakların tamamının açık ya da ücretsiz olmasının, büyük firmalar açısından da olumsuzluklar yaratabileceğini belirterek yeni nesil yazılımların güvenlik sorunlarına dikkat çekti. “Elbette herkese güvenlik sisteminin nasıl çalıştığına dair bilgilerin tamamını veremezsiniz ya da verilerinizin tamamını paylaşamazsınız. Fakat söz konusu TESLA gibi arabalar ve de günlük hayat kalitesini yükseltecek teknolojiler ise inovasyonun gelişimi açısından verinin açık olması olumlu bir tutumdur. Verinin sahipliğinden bahsetmek mümkün değil, veri bir eşya gibi satıldıktan sonra beğenilmediğinde veya istenmediğinde başkasına verilen veya iade edilebilen bir şey olmamalı bu sebeple de zaten veriye sahiplik konseptinin tartışılması mantıklı değil” dedi.

Otonom araçlar yorulmuyor, dikkati dağılmıyor, alkol almıyor

Prof. Dr. Determann, açık kaynaklı yeni nesil araçların siber güvenliğin yanı sıra fiziksel güvenlik açısından da bazı soru işaretlerini beraberinde getirdiğini söyledi. Prof. Dr. Determann şu ifadeleri kullandı, “Bu araçlar yüzde yüz güvenli demek mümkün değil. Ancak yeni nesil araçlar dalgın, yorgun, uykusuz ya da alkollü sürücüler kadar büyük bir sorun teşkil etmeyeceğinden, durumun gelecekte şimdiye oranla daha iyi olacağını söylemek mümkün. Teknolojinin hızlı gelişimi daha güvenli araçların önünü açacak.”

/İstanbulBilgiUniversitesi  @BİLGİOfficial  /İstanbulBilgiUni    /BİLGİOfficial

 

Okumaya Devam Edin

Basın Bülteni

Sadece Türkiye’de uygulanan yapay zeka sistemini 6 ay içinde dünyaya duyurulacak

Yayınlanma:

on

“Sadece Türkiye’de uygulanan yapay zeka sistemini 6 ay içinde dünyaya açacağız”

Dünyanın en büyük yapay zeka konferansı olarak kabul edilen ‘AI World Conference’ Boston’da düzenlendi. Konferansın ilk ve tek Türk konuşmacısı olan BAU Global Başkanı Enver Yücel, “2 yılda yapay zeka temelli öğretime geçtik. Sadece Türkiye’de uygulanan sistemi, 6 ay zarfında bütün dünyaya açacağız” dedi.
Cambridge İnovasyon Enstitüsü tarafından bu yıl 4. kez düzenlenen ‘AI World Conference’; Harvard, IBM, Microsoft, Amazon, Google, Facebook gibi dünya devlerini bir araya getirdi. Programa, dünyanın ve Amerika’nın çeşitli bölgelerinden 3 bin kişi katıldı. Yapay zekanın uygulamadaki durumlarına odaklanıldığı, yapay zeka çözümlemeleri ve ağ iletişim ve iş geliştirme fırsatlarının sunulduğu konferansa, dünya yapay zeka piyasasını elinde tutan firmaların temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 250 konuşmacı katıldı. Amazon’un yöneticilerinden Wilfred Justin, IBM’den Pin-Yu Chen ile MIT’den ‘Yüzyılı şekillendiren 100 Amerikalıdan biri’ ve dünyanın en etkili 7 veri bilimcisinden biri olan Dr. Alex Sandy Pentland konuşmacı olarak yer aldı. “Ekonomiyi destekle ve insanların hayatını değiştir” sloganıyla hareket eden konferansın, Türkiye’den tek konuşmacı ise BAU Global Başkanı Enver Yücel oldu. Yücel, şuan sadece Türkiye’de kullanılan yapay zeka altyapısıyla kişiselleştirilmiş sistemi, yakında dünya pazarına açacaklarını söyledi.

“Sistem 6 ay içinde dünyaya açılacak”

Eğitim sektörününün geleneksel bir yapıda olduğunu ifade eden Enver Yücel, kürsü konuşmasında şunları söyledi; “Öğretmene ve eğitimciye her zaman ihtiyaç vardır bu değişmemelidir. Okullarımızı buna göre hazırlamamız lazım. Eğitime yapay zekayı adapte etmek zorundayız. Eğitimde yapay zekayı geliştirmek lazım. Eğer bu sektörle uğraşan insanlar bunu değiştirirse işte o zaman eğitimde biz devrim yapmış oluruz. Çünkü, eski dünyanın anlayışıyla yeni dünyayı inşa edemeyiz. Çalıştığımız yapay zeka sektörlerine bakın, her alanda kişiye özgü hizmet vermektedirler. Herkesin hastalığı farklı ve ona göre bir tedavi yapılmaktadır. O zaman bütün bu işin başlangıcında kişiye özgü öğretim yapmamız lazım. Eğer kişiselleştirilmiş bir eğitim yapamazsak, değiştirdiğimiz sektörlere öğrenci ve insan yetiştiremeyiz. Bunu da yapamazsak o zaman adil ve eşit dünyadaki dağılımı sağlayamayız. Ben bir eğitimciyim. 10 yıldır eğitimin kişiselleştirmesiyle ilgili grubum ve arkadaşlarım çalışıyor. Önemli mesafeler katettik. 2 yılda yapay zeka temelli öğretime geçtik. Bu sistem, öğrencilerin neden anlamadığını tespit edecek ve daha iyi anlayabilmeleri için onlara yanıtlar verecek durama gelecektir. Şuanda sadece ülkemiz Türkiye’de uygulanan yapay zeka sistemi, 6 ay zarfında bütün dünyaya açacağız.

“İnsanın yönettiği bir yapay zeka”

Farklı coğrafyalarda binlerce öğrenciye eğitim verdiklerinin altını çizen BAU Global Başkanı Enver Yücel, geliştirdikleri ve Türkiye’de ilk kez uygulanan sistemi şöyle anlattı; “200 bin öğrenciyle büyük bir eğitim grubu olduğumuz için, bu öğrencilerin 4 yaştan 18 yaşına kadar eğitim öğretim süreçleri ile ilgili bütün verisi elimizde olduğu için, bu yazılımları geliştirmemiz zor olmadı. Bu işe başlarken önce öğretmenlerimizi eğittik. Yapay zeka öğretmenliği bir kenara bırakmıyor, öğretmene destek oluyor. Öğretmenin bunu iyi kullanabilmesi lazım ve her öğretmenimizin de neredeyse bir danışmanı var bu konuda. Hangi sektörde olursa olsun yapay zeka teknolojisinin insanı esir almaması lazım. İnsanın yönettiği bir yapay zeka olması lazım. Bunlarla birlikte öğretmenimizin yetişmesi, bu kültürü daha iyi kavrayabilmesi için sürekli eğitimler yapıyoruz. Dünyanın artık fabrikasyon eğitimden çıkıp bireysele dönmesi gerekiyor. İşte o zaman adil ve eşitlik bütün dünya çocuklarına yayılır.” dedi.
Konferans kapsamında Yapay Zeka Okuryazarlığı adı altında düzenlenen panelde konuşan Bahçeşehir Kolejleri Gelen Müdürü Özlem Dağ, yeni nesillerin erken yaşlardan itibaren yapay zeka ile eğitmenin önemine değinerek, “Yapay Zeka Okuryazarlığı eğitimi vermenin önemine inanıyoruz. Bu nedenle Türkiye’de Yapay Zeka Okuryazarlığı eğitimi uygulayan ilk K12 eğitim kurumuyuz. Eğitimde karşılaşılan en önemli güçlüklerden biri de insanların farklı seviyelerde farklı öğrenme şekillerine sahip olmasıdır. “Öğrenme parmak izi kadar özeldir” diyoruz. Türkiye de yıllardır öncülüğünü yaptığımız, Kişiye Özgü Öğretim Modeli, okullarımızdaki başarının en önemli kaynaklarından biridir. Şimdi yapay zeka temelli kişiselleştirilmiş dijital eğitim platformu ile işin içine yapay zekayı da dahil ediyoruz.” Dedi.
MIT’de 30 yıldan fazladır profosörlük yapar ve yakın zamanda Forbes’un dünyadaki en iyi veri bilimcilerinden biri olan Alex Sandy Pentland, insan stratejisini ve yapay zekanın herkese hitap etmesini gerektiğini anlattı. Pentland ayrıca hükümette şeffaflığın nasıl sağlanacağı ve özel alanlar hakkında bilgi verdi.

Öte yandan, 3 gün süren ve 2 bin 700’ün üzerinde şirketi ağırlayan ‘AIWorld Conference’da yapay zekanın müşteri analizi, siber güvenlik, sağlık hizmetleri, finansal hizmetler, e-ticaret, enerji, üretim, araştırma gibi sektörel konuların gelecekteki değişimi ele alındı. Konferansın hükümet ayağının da Haziran ayında Washington D.C.’de gerçekleştirileceği öğrenildi.

Okumaya Devam Edin

Oyun

Google Stadia Nedir? Stadia’ nın Geleceği Ne Olacak?

Yayınlanma:

on

Google Stadia Nedir?

Google Stadia, Google’ ın oyun streaming platformu gibi görünsede bence ilerde alanında tekel olacak bir multi platform streaming platformudur. Şuanki hali ve sunumuyla herhangi bir internet bağlantısı olan cihazla (Telefon, tablet, pc, mac vs …) donanım gücü farketmeksizin desteklenen oyunları en son teknolojilerle oynamanızı sağlayan bir servis gibi gözükmekte. Bu servisin kalitesini şuan sadece internet bağlantı kaliteniz belirlemekte.

Şimdiye kadar bu servis hizmetini sunmaya çalışan çeşitlşi platformlar oldu (PlayStation Now, Jump, Vortex, GeForce Now, Playkey vs… ). Lakin bu platformların en büyük sıkıntısı sadece sunucularının bulunduğu lokasyonlarda geçek anlamda lagsız, kaliteli hizmet verebilmeleriydi. Misal ülkemizde bu servis sağlayıcılarının hiçbirinden yapısı gereği, olması gerektiği gibi bir hizmet alınamıyor. Stadia’ nın tüm dünyada ses getirmesinin sebebi de arkasında Google’ ın olaması. Zira dünya üzerinde sunucu altyapısı sorunu yaşamayacak tek firma olabilir kendileri. Sıkıntı yaşayacağını düşündüğü bölgelerde de kısa sürede yatırım yapıp bu sorunu aşacak maddi güçleri de bulunmakta. Yani dünyada streaming işini biri yapacaksa en rahat yapabilecek firma Google dır, diğerleri bu devle kıyaslandığında ufak tefek, etkisiz rakiplerden öteye gidemezler 🙂

Nedir Stadia’ nın olayı derseniz. Google oyun yapıp stüdyoları ile anlaşıyor. Oyunları kendi özel sunucularında çalıştırıyor. Bu sunucular evlerimizdeki PC yada konsollarda katbe kat güçlü sunucu mimarisine sahip bu iş için yapılandırılmış süper bilgisayarlar dersek yanlış olmaz. Google Stadia üyeleri bu sunuculara internete bağlanabilen herhangi bir cihazla bağlanıyorlar ve oyunu oynuyorlar. Burdaki espiri oyun Stadia sunucularında çalıştırılıp işlendiği için sisteme nasıl bir cihazla bağlandığınızın bir önemi kalmıyor. Oyun en yüksek kalitede sunucuda çalıştırılıyor ve size sadece görüntü aktarılıyor. Sizde TV nizde telefonunuzda yada artık dinazor denilebilecek bir bilgisayarda hiç zorlanmadan en yüksek kalite görsellikte oyununuzu oynuyorsunuz. Burda kritik konu internet bağlantı kalitesi. Eğer kaliteli bir internetiniz varsa ilerleyen dönemlerde tabletinizle 4K oyun deneyimi yaşayabilirsiniz ki ülkemizde de 100Mb internet hızları kabul edilebilir rakamlara evlerimize girmeye başladı. İlerleyen dönemlerde de artmasını umut ediyorum 🙂

Stadia konusu şuan için özellikle ülkemizde Google’ ın ölü yatırımlarından biri gibi algılanıyor ve geçmişteki girişimler gibi belirli bir zümrenin kullanacağı niş bir ürünmüş gibi düşünülüyor. Ben bu görüşe katılmıyor ve arttırıyorum. Google Stadia önmüzdeki asra damgasını vuracak bir servi olabilir. Neden mi? Çünkü servisin oyun ile yetineceğini düşünmüyorum.

Haydi biraz hayal kuralım; Biliyorsunuz pek üstüne düşmese de Google’ ın Yotube Music adında bir muzik servisi bulunmakta. Kaç para lan bi Spotify deyip satın alsa ve musik işini Stadia ya aktarsa. Kaç para lan bi Steam deyip onuda satın alıp oyun içeriğini hatırı sayılır bir sayıya çakarsa. Kaç para lan bi Netflix deyip film işini de Stadia’ ya aktarsa büyük resim nasıl olur sizce. Şimdi bu söylediklerim bir ütopya gibi gelebilir ama inanın bu 1-2 milyar dolarlık firmaları almak Google için leblebi çekirdek parası 🙂 Google belki bahsettiğim şekilde olmasa bile Stadia projesini buralara yayacaktır. Dünya üzerinde gmail epostası olan youtube için hesap oluşturan herkes istese de istemese de zamanla Stadia kullanıcısı olacaktır.

Aslında bu gelecekte bizi belki iyi belki kötü günlerin beklediğini gösteriyor. Kötü günlerden kastım anlatıklarım ışığında bu tekelleşmenin yaratacağı sakıncaları kestirmek için kahin olamaya gerek olmadığıdır. Özellikle Google’ ın dijital pazarlama ve veri madenciliği anlamında dünyanın bir numarası olması göz önüne alınırsa bu bazılarımızın gece uykularını kaçıracak şeyler düşünmesine sebep olabilir. Iyi tarafı sürekli parçalara ayrılan bu servis cucunasında bir tüketici olarak isteklerimizin tek bir çatı altında toplanıp cebimizden çıkanı, fayda zarar hesaplaya bilmenin rahatlığı olacaktır. Muhtemel gelecekte bu bahsettiğim servis üyeliği ücretsiz olacaktır ama bunun karşılığında reklam gösterimi yada dijital kimliğimizi big dataya katkısı şekillinde bedeller ödeyeceğiz. Yaşayıp göreceğiz. Saygılarımla ….

 

 

Okumaya Devam Edin

Teknoloji

Oyun

Kitap

Sinema

Popüler Yazılar