Connect with us

Oyun

Google Stadia Nedir? Stadia’ nın Geleceği Ne Olacak?

Yayınlanma:

on

Google Stadia Nedir?

Google Stadia, Google’ ın oyun streaming platformu gibi görünsede bence ilerde alanında tekel olacak bir multi platform streaming platformudur. Şuanki hali ve sunumuyla herhangi bir internet bağlantısı olan cihazla (Telefon, tablet, pc, mac vs …) donanım gücü farketmeksizin desteklenen oyunları en son teknolojilerle oynamanızı sağlayan bir servis gibi gözükmekte. Bu servisin kalitesini şuan sadece internet bağlantı kaliteniz belirlemekte.

Şimdiye kadar bu servis hizmetini sunmaya çalışan çeşitlşi platformlar oldu (PlayStation Now, Jump, Vortex, GeForce Now, Playkey vs… ). Lakin bu platformların en büyük sıkıntısı sadece sunucularının bulunduğu lokasyonlarda geçek anlamda lagsız, kaliteli hizmet verebilmeleriydi. Misal ülkemizde bu servis sağlayıcılarının hiçbirinden yapısı gereği, olması gerektiği gibi bir hizmet alınamıyor. Stadia’ nın tüm dünyada ses getirmesinin sebebi de arkasında Google’ ın olaması. Zira dünya üzerinde sunucu altyapısı sorunu yaşamayacak tek firma olabilir kendileri. Sıkıntı yaşayacağını düşündüğü bölgelerde de kısa sürede yatırım yapıp bu sorunu aşacak maddi güçleri de bulunmakta. Yani dünyada streaming işini biri yapacaksa en rahat yapabilecek firma Google dır, diğerleri bu devle kıyaslandığında ufak tefek, etkisiz rakiplerden öteye gidemezler 🙂

Nedir Stadia’ nın olayı derseniz. Google oyun yapıp stüdyoları ile anlaşıyor. Oyunları kendi özel sunucularında çalıştırıyor. Bu sunucular evlerimizdeki PC yada konsollarda katbe kat güçlü sunucu mimarisine sahip bu iş için yapılandırılmış süper bilgisayarlar dersek yanlış olmaz. Google Stadia üyeleri bu sunuculara internete bağlanabilen herhangi bir cihazla bağlanıyorlar ve oyunu oynuyorlar. Burdaki espiri oyun Stadia sunucularında çalıştırılıp işlendiği için sisteme nasıl bir cihazla bağlandığınızın bir önemi kalmıyor. Oyun en yüksek kalitede sunucuda çalıştırılıyor ve size sadece görüntü aktarılıyor. Sizde TV nizde telefonunuzda yada artık dinazor denilebilecek bir bilgisayarda hiç zorlanmadan en yüksek kalite görsellikte oyununuzu oynuyorsunuz. Burda kritik konu internet bağlantı kalitesi. Eğer kaliteli bir internetiniz varsa ilerleyen dönemlerde tabletinizle 4K oyun deneyimi yaşayabilirsiniz ki ülkemizde de 100Mb internet hızları kabul edilebilir rakamlara evlerimize girmeye başladı. İlerleyen dönemlerde de artmasını umut ediyorum 🙂

Stadia konusu şuan için özellikle ülkemizde Google’ ın ölü yatırımlarından biri gibi algılanıyor ve geçmişteki girişimler gibi belirli bir zümrenin kullanacağı niş bir ürünmüş gibi düşünülüyor. Ben bu görüşe katılmıyor ve arttırıyorum. Google Stadia önmüzdeki asra damgasını vuracak bir servi olabilir. Neden mi? Çünkü servisin oyun ile yetineceğini düşünmüyorum.

Haydi biraz hayal kuralım; Biliyorsunuz pek üstüne düşmese de Google’ ın Yotube Music adında bir muzik servisi bulunmakta. Kaç para lan bi Spotify deyip satın alsa ve musik işini Stadia ya aktarsa. Kaç para lan bi Steam deyip onuda satın alıp oyun içeriğini hatırı sayılır bir sayıya çakarsa. Kaç para lan bi Netflix deyip film işini de Stadia’ ya aktarsa büyük resim nasıl olur sizce. Şimdi bu söylediklerim bir ütopya gibi gelebilir ama inanın bu 1-2 milyar dolarlık firmaları almak Google için leblebi çekirdek parası 🙂 Google belki bahsettiğim şekilde olmasa bile Stadia projesini buralara yayacaktır. Dünya üzerinde gmail epostası olan youtube için hesap oluşturan herkes istese de istemese de zamanla Stadia kullanıcısı olacaktır.

Aslında bu gelecekte bizi belki iyi belki kötü günlerin beklediğini gösteriyor. Kötü günlerden kastım anlatıklarım ışığında bu tekelleşmenin yaratacağı sakıncaları kestirmek için kahin olamaya gerek olmadığıdır. Özellikle Google’ ın dijital pazarlama ve veri madenciliği anlamında dünyanın bir numarası olması göz önüne alınırsa bu bazılarımızın gece uykularını kaçıracak şeyler düşünmesine sebep olabilir. Iyi tarafı sürekli parçalara ayrılan bu servis cucunasında bir tüketici olarak isteklerimizin tek bir çatı altında toplanıp cebimizden çıkanı, fayda zarar hesaplaya bilmenin rahatlığı olacaktır. Muhtemel gelecekte bu bahsettiğim servis üyeliği ücretsiz olacaktır ama bunun karşılığında reklam gösterimi yada dijital kimliğimizi big dataya katkısı şekillinde bedeller ödeyeceğiz. Yaşayıp göreceğiz. Saygılarımla ….

 

 

Okumaya Devam Edin
Yorumlar

Basın Bülteni

Warcraft III: Reforged Betası Bu Hafta Başlıyor!

Yayınlanma:

on

 

29.10.2019 –  Duyduk duymadık demeyin, Warcraft III: Reforged multiplayer betası bu hafta başlıyor! İlk etapta yalnızca orc ve insan ırklarıyla 1v1 ve 2v2 eşleşmeli oyunlar oynanabilecekse de gelecek haftalarda Undead ve Night Elf ırklarının da oynanabilir olacağı ayrıca yeni oyun modlarının ekleneceği belirtiliyor. Sabırsızlıkla beklenen oyun için duyurudan sonra pekte bilgi alınamayan oyunla ilgili yeni detay haberleri de yayınlandı.

Önümüzdeki haftalarda oyunun multiplayer betası için davetiyeler gönderilmeye başlanacak. İlk davetiyeler oyunun Spoils of War sürümünü ön sipariş etmiş olanlara giderken ikinci dalgada oyunun standart sürümü ön sipariş edenler ve çok daha fazla kişiye davetiye gidecek.

Spoils of War Sürümü

Oyunun betasına girmeyi ve herkesten önce oynamayı garantilemenin yanı sıra Spoils of War sürümünde oyuncuları ilave bazı sürprizler de bekliyor. World of Warcraft’ta bir adet Meat Wagon bineği, Heroes of the Storm’da Thrall, Anub’arak, Jaina ve Tyrande kahramanları, Hearthstone’da ise Third War kart sırtı kazandırmanın yanında Spoils of War sürümünden elde edeceğiniz bonuslar şu şekilde:

  • Warcraft III: Reforged Kostümleri
    • Champion of the Horde Thrall
    • Daughter of the Seas Proudmoore
    • Fallen King Arthas
    • Emerald Nightmare Cenarius
  • Overwatch
    • Oyuncu simgeleri: Human, Orc, Undead, Night Elf ve Lich King
    • Hareketli spreyler: Footman, Grunt, Ghoul ve Archer

Warcraft III: Reforged Blizzard Entertainment’ın 2002 yılında çıkardığı dünyaca ünlü gerçek zamanlı strateji oyununun Warcraft III: Reign of Chaos ve ödüllü eklenti paketi Warcraft III: The Frozen Throne’un baştan aşağı yenilenmiş versiyonudur. Oyunla ile ilgili daha detaylı bilgi almak için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

 

Warcraft III: Reforged Oynanış Videosu:

Şuan Aktif WoW oyuncularının aboneliği devam edenler oyuna ücretsiz (Wow abonelilikleri/Game Time) oynayabilecekler.

Okumaya Devam Edin

Oyun

Bloodborne İncelemesi Övmecesi

Yayınlanma:

on

Bloodborne Övmece

Merhaba, Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; Bu yazı bir Bloodborne övme yazısıdır, uzun olacaktır, biraz kişisel duygularımı katacağım için bu konuda hassasım ona göre 🙂 FromSoftware ile tanışıklığım 2001 de DarkSouls ile başladı. Oyunun mekaniklerini çok sevmiş Demon’s Souls da kısa sürede oynayıp bitirmiştim. FromSoftware sonraları çıkardıkları oyunlarla hep beğenimi kazanmış bende kredisi olan bir firma olmuştur. Nitekim PS4 ün çıkış zamanını herkes hatırlar biraz kötü bir dönemdi. Konsolu almıştık ama oynanacak doğru dürüst bir oyun yoktu. PS3 te aldığımız Last Of Us yı ıstıp oyun diye önümüze koyuyorlardır. Taki 2014 E3 ünde ekranda Hidetaka Miyazaki – Fromsoftware yazısını görene kadar 🙂 Çoğu basın duyurusunda şakşakçılar olur, ayıp olmasın diye alkışlamalar falan olur, en kötü çalışanlara gazlamaları için baskı yaparlar. Bu sebeple sunumlardaki Huuu, Wuuu gibi sesler bana hep itici gelir ama inanın o an ben orda olsam hani bizim siyasi mitinglerde kendinden geçen bilinçsiz seçmen yada Justin Bieber hayranları gibi kendimden geçebilirdim inanın 🙂

From Software’ in bendeki yeri ayrı olduğu için Bloodborne’ u dijital değilde kutulu alacaktım. Neticede arşivimde tutacağıma inandığım bir oyundu. Bunu kardeşime de söylemiştim. Tam oyunun çıkacağı hafta doğum günümdü ve kardeşim bana süpriz yapmış ve oyunu kutulu olarak satın almıştı. Ne kadar mutlu oldum anlatamam. O ara yaşım 30 küsür ama çocuklar kadar şenim heyecanlıyım 🙂 Akşam hanım ve çocuk yattıktan sonra ışıkları kapattım ve oyunu açtım. DarkSouls oynayanlar bilir FromSoftware oyunlarında bir karakter yaratma ekranı vardır ama karakteri orda yaratırsınız ama oyun içinde zerre etki etmez. Biraz abartıcam ama inanın bazen karakterinizin erkek yada kadın olduğu dışardan bakanlar hissedemeyebilir çünkü zırhlar silalar kalkanlar derken hiçbirşey anlaşılmaz 🙂 Buna rağmen sırf karaktere ne isim vereyim diye 10 dk rahat oyalandım o ekranda.

Oyuna Losefka’ nın kliniğinde uyanarak başladığımda bişeylerin farklı olduğunu deneyimli bir Souls oyuncusu olarak hissetmiştim ama o zaman tam olarak anlayamamıştım. Genelde souls oyunlarında karakter oldukça oturaklı ve ağır hareket eder, tok bir hareket animasyonu vardır. Yalnız tuşlara alışmak için yaptığım sağa sola atlamlarda aldığım his farklıydı. Bu karekter oldukça hızlıydı. Hareketleri oldukça seriydi. Şöyle ki Souls oyuncularının en çok yaptığı yuvarlanma süresi bile bu oyunda daha kısa zaman alıyordu. Nitekim bilenler bilir Souls oyunları genelde sabrederek keşif yap, rutini ezberlediğinde hasar almayacak şekilde saldırı yapıp haritayı temizle mantığındadır.

Bloodborne diğer Souls oyunlarından farklı olarak oyuncuyu aksiyona davet ediyor. Diğer oyunlarda hasar aldığında savunmaya geçer yada geri çekilirsinki daha fazla hazar alma. Bloodborne da ise durum biraz farklı. Yenilenebilir (geri kazanılabilir) can mekaniği sebebiyle oyun oyuncuyu sürekli saldırıda tutmaya çalışıyor. Örneğin bir canavardan hasar aldınız ve canınızın yüzde 20 si azaldı akabinde eğer 2 sn içinde canavara o oranda bi hasar vurabilirseniz hasarınızın oranı ve tepki süreniz dahilinde kaybettiğiniz yüzde 20 lik kaybınızın atıyorum yüzde 18 ini geri alabiliyorsunuz. Savaşın sonunda toplamda sadece yüzde 2 can kaybınız oluyor.  Dolayısı ile oyuncu her savaşta daha atak oynamak zorunda hissediyor. Oyunu diğer souls oyunlarından ayıran en büyük özellik bu diyebilirim.

Bloodborne’ nun savaş mekanikleri de diğer Souls oyunlarına benzese de aslında tam olarak aynı değil. Misal sol elinizde 2 farklı tabanca taşıyabiliyorsunuz ama bunlar hasar vurmaktan çok pery ve canavarların dikkatini çekmek üzerine kurulu. Mermileri sayılı. Diğer Souls oyunlarını oynayıp Bloodborne oynayanlara garipseyecekleri bişey söyliyim; oyunda bir tana kalkan var ve onada kalkan demeye dilim varmıyor, o kadar zayıf yani 🙂 Vurduğun yerden ses gelmesi, canavarları darbelere karşı reaksiyonu klasik souls oyunlarında olduğu gibi yine taş gibi. Kötü diyen taş olur.

Harita kısmı diğer souls oyunlarına göre şaşırtması ve ilişki dumuyla biraz zayıf diyebiliriz. Yeni oyuncular ne demek istediğimi pek anlayamayabilir ama eskiler ne demek istediğimi gayet rahat kavramışlardır. Kötü mü? kesinlikle hayır. İlk FromSoftware oyununu oynayacaklar harita tasarımına bayılacaklardır. Ama eskiler kedi gibi olduklarından böyle kestirmemi olur hiç şaşırtmadı ben zaten biliyordum falan diyeceklerdir.

Gelelim oyunun en başarılı olduğu konulardan birine. Atmosfer. Ya kardeşim Victoria dönemi falan dediler hepimiz severiz falan ama o Yharnam ne güzel olmuş, şehre sinen hastalığı iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Yharnam halkını yeri gelecek anlayacak yeri gelecek ayıplayacaksınız. Gerçekten yaşayan ve hastalıklı bir şehirde olduğunuzu hissetiriyor. Ayrıca Yharnam kadar başarılı bulduğum bir yerde Yasak Orman.  Bataklıklar, ölmüş doğal hayatıyla içinize bir huzursuzluk yerleşiyor ki sormayın. Aslında oyundaki haritaların tamamı atmosfer yönünden birçok oyuna ders diye okutulmalı. Kabus Hududu, Mensis Kabusu, Hemwick ve katedraller gerçekten özene bözene yaratılmış mekanlar. Haritalarda ilerken nacizhane önerim arada soluklanıp çevredeki detayları incelemeniz olacaktır.

Gelelim oyundaki bosslara. Ana oyunda 11 ana, 6 opsiyonel boss bulunmakta. Bosslar kendi aralarında oldukça çeşitli ve etkileyiciler. Bir kaç tanesinin hareket animasyonu önceki souls oyunlarındaki bosslara benzetecek eski oyuncular olabilir ama oyunu oynarken dikkat ederseniz fark edebileceğiniz benzerlikler bunlar. Ben hiç önemsemedim çünkü sadece bosslarda değil dünyada karşılaşabileceğiniz tüm düşmanlar ince ince işlenmiş ve diğer oyunlarda pek eşine rastlayamayacağınız detay seviyesindeler. O yüzden lafı fazla bile uzattım hızlıca geçelim.

Özetleyecek olursak oyunu 3 kere farklı sonları görmek için severek bitirmiş biri olarak bence Bloodborne mekanikleri, atmosferi ve oyun dizaynı göz önüne alındığında PS4′ e damga vurmuş bir başyapıttır. Old Hunter DLC si çıktıktan sonra kutulu sürümüne sahip olmama rağmen digital comple edition’ ınıda aldım ve hala ara ara açıp kadeh zindanlarına giriyorum. Keşke devamı gelse ama 2019 itibari ile telif hakları Sony’ de ve FromSoftware’ ın EldenRing ile uğraştığı düşünüldüğünde pek mümkün gözükmüyor. Ne yalan söyliyim PS5 için içimde en ufak bir heyecan yok ama önümüzdeki dönemde bir Bloodborne 2 teaserı PS5′ e önsipariş vermeme sebep olabilir.  Bazı oyun içi ve fan yapımı bir kaç görsel paylaşıp başka bir övme yazısında görüşmek üzere diyorum. saygılarımla…

 

 

 

 

Okumaya Devam Edin

Oyun

Factorio nedir? Factorio İncelemesi!

Yayınlanma:

on

Factorio nedir? Factorio İncelemesi!

Merhaba, bu yazımda bir çok oyunseverin duyduğunu ama ön yargıları sebebiyle bir şans vermediğine inandığım Factorio’ yu anlatmaya çalışacağım. Benim gibi bu ne böyle çocuk oyunu demeyin. Factorio göründüğünden çok daha derin bir oyun.

Oyun Wube Software LTD. tarafından 2012 yılında yapımına başlamış ve 2014 yılından bu güne erken erişime açılmış halen gelen çeşitli güncellemelerle yeni mekaniklerle zenginleştirilen bir oyun. Ürünün hem geliştiricisi hemde yayıncısı aynı olduğu için midir bilmiyorum ama pazarlama konusunda biraz mağdur olmuş hat ettiğin kadar tanıtımı yapılamamış bir oyun gibi geliyor. Bahsettiğim konu ile ilgili daha anlaşılabilir bir örnekle kıyaslama yapmak istiyorum.

Bunun içinde Minecraft’ı kullanacağım. Bildiğiniz üzere Minecraft özellikle küçük yaştaki kardeşlerimizin yaratıcılıkları arttırdığı için dünya basının ilgisini çekmiş ve ciddi bir popülerliğe kavuşmuştu. Günümüzde bu popülerliğini korumaya devam ediyor. Minecraft’ ta kübik objeleri birleştirerek çeşitli yapılar ve mekanizmalar yapılabiliyordu. Gayette başarılı olmasından ötürü çıkışından kısa bir süre sonra Microsoft tarafından satın alınmıştı. Factorio ile kıyaslamak istememin sebebi yöntemleri farklı olsa da amaçları aynı. Yaratıcılık. Factorio bu yaratılış evresine bi kaç farklı oyun mekaniğini ekleyerek çok daha iyi bir oyun olmayı başarıyor.

Factorio özünde strateji tabanlı bir hayatta kalma oyunu. Oyuna mekiğimizin arızalanması sonucu bilmediğimiz bir gezegende yolunu bulmaya çalışan bir mühendis olarak başlıyoruz.  Başlangıçta elimizde neredeyse hiçbir şey olmadan başlıyoruz. Zamanla çevrede bulduğumuz ham maddeleri (taş, demir, bakır, kömür vb….) işleyerek çeşitli maddeler (Çelik, plastik vb…) elde ediyoruz. Bu maddelerle geliştirdiğimiz teknolojiler yardımıyla daha akıllı aletler oluşturup sırası ile tabiri yerindeyse taş devrinden uzay çağına ulaşmaya çalışıyoruz. Nihayetinde Bir mekik inşa edip gezegenimize, evimize dönmeye çalışıyoruz. Bu bilmediğimiz gezegenden kurtulmaya çalışırken yerel halktan da (Gezegendeki yaratıklardan) korunmaya çalışıyoruz. Zira hem bize hemde kurmaya çalıştığımız fabrikaya saldırıp zarar verebiliyor. Buda hayatta kalma mekaniğini oyuna dahil ediyor.

Genelde oyuna başlarken ilk intibanız ”ya bu oyun çok kolaymış, yeterli zamanı harcarsam rahat rahat bitiririm, çocuk oyunu bu ya” şeklinde olacaktır.  İlk 1 saat sabredin ve teknoloji ağacında biraz ilerleyin, zaman geçtikçe kaynak yönetiminin ne kadar önemli olduğu, bir yandan gelişirken fabrikanıza yapılacak ufak saldırılar sonrası ya bu artarsa ne yapacağım dediğiniz anda ilk 8 saatin nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız. Özellikle başlarda yaptığınız çarpık yapıları fark edip ya ben oyunu öğrendim dur yeni bir hatıra açıp baştan başlayayım dediğinizde geçmiş olsun. Artık bir Factoio bağımlısı oldunuz demektir 🙂 Factorio da bi amaca ulaşmanın birden çok yolu ve bunları yaparken konuşturacağınız zekanızı takdir etmeye başladıysanız benim gibi oyunu defalarca kez oynamaya çalışacak, farklı farklı senaryolarla uğraşacak, başkalarının oluşturduğu eğlenceli modları aramaya başlayacaksınız.

Daha önce dediğim gibi Factorio’ da belli bir amaca ulaşmak için birden çok yol var. Bu oyunda önemli olan mümkün olan en kısa sürede sizi en az uğraştırarak otomasyonu kurmak. Oyunun sihri burada yatıyor. Eğer madenler otomatik kazılıyor. ham maddeler otomatik işleniyor, aletler ve geliştirme malzemeleri sekteye uğramadan üretiliyorsa sizden iyisi yok. Oyunun orta kısımlarında bu bahsettiğim süreçleri yöneten birimlerin bazılarının yetersiz kaldığı ve dar boğaz yarattığını göreceksiniz. Zamanınız bunlara harcayacaksınız. Zaten oyunun 20. ve 30. saatleri sonrası elle yakıt koymaya çalışıyorsanız geçmiş olsun. Bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz, taşıma suyu ile değirmenin döneceği oyunlardan biri değil Factorio 🙂

Factorio, oyuncuya kaynak yönetimini, Üretim planlamasını, savunma stratejini çaktırmadan öyle keyifle öğreten bir oyun ki tıpkı benim gibi oynadıkça herkes bu oyunu bilmeli hatta okullarda ders mahiyetinde oynatılmalı falan derken bulacaksınız kendinizi. Klasik hikaye modunun haricinde de çeşitli senaryoların ve haritaları deneyebileceğiniz bir yapısı olan oyunu uzun yıllar sıkılmadan oynayabilirsiniz. Şiddetle tavsiyemdir. Aşağıya oynayış tarzını sevdiğim ve size de takıldığınız yerlerde yardımcı olabileceğini düşündüğüm bir yayıncının videosunu ekliyorum. Factorio şiddetle tavsiye ettiğim bir oyundur.  Steam ve GOG üzerinmden oyunu satın alabilirsiniz. Parasının her kuruşunu hak eden bir oyundur kendileri. Başka yazılarda görüşmek üzere, saygılarımla …..

Okumaya Devam Edin

Teknoloji

Oyun

Kitap

Sinema

Popüler Yazılar